HEVES BIRAKMADILAR İNSANDA!

Erdoğan PAÇİN

İnsan hatalarıyla olgunlaşır ve doğruyu bulma şansını yakalar hayatta, hatta hatalar ders niteliğindedir aslında. Ancak hatayı yapan siz değilseniz ve insanlar tüm hatalarının faturasını size kesiyorsa işte burada bir sorun çığırından çıkmaya başlamış demektir o zaman.

Kadın narin bir yaradılışa sahip olan varlıkların başında gelmekte, analık iç güdüsü çok özel bir duygu. Bir kadın işini de çocuğu gibi görüyorsa işte o zaman her şey yolunda demektir. Bir hikaye anlatmak istiyorum kendimce yaşamın tamamen içerisinden. Hikaye şöyle:

“Genç ve güzel bir kadın iş kuruyor kendisine ve kurduğu işi öylesine benimsiyor ki evlatlarının rızkı için gece gündüz demeden mücadele veriyor. Kış demeden, yaz demeden canını dişine takıyor adeta. Tek derdi ekmek teknesini yaşatmak. Her nedense çokta iyi giden işi olmasına rağmen can dediği, canım dediği kim varsa canını yakmaya söz vermiş gibi onu hep yalnız bırakıp sadece eleştiriyor her seferinde. Kadın dik duran marifetli ve onurlu bir kişilik. Ekmek davası için ne söylenen sözlere aldırış ediyor, ne yalnızlığa isyan.

Kadın öylesine çabalıyor ki çok istediği bir olay gerçekleşiyor. İşletmesine değer katacak yeni bir belgeye kavuşuyor. Yalnız kalan kadının yanına ilk önce onu hep yalnız bırakanlar yanaşmaya başlıyor. Kadın kan kussa dahi kızılcık şerbeti içtim demekten kendini alamıyor. Gece gündüz demeden insanlarla, saçma sapan müşterilerle dahi tek başına savaşıyor. Hayalini kurduğu aydınlık yarınlarına kavuşabilmek için kan ter içinde kalarak mücadelesini aylarca sürdürüyor.

Canım dedikleri her defasında canın çıksın dese dahi pes etmeden, durmadan çalışıp ekmeğini kazanırken yara üzerine yara, darbe üzerine darbe alıyor her zamanki gibi maalesef.

Onuruyla, namusuyla tek başına adeta bir ordu haline gelen kadın günün birinde hak etmediği halde işittiği azarları, hak etmediği halde duyduğu sözleri duymamak için canını siper ederek mücadeleye hiç ara vermiyor.

Ancak canını her fırsatta yakan canları bu defa ona öyle bir hediye veriyorlar ki kadın ilk rauntta nakavt olan boksörün yediği sol kroşeyi yüzünde hissediyor. Geçmişte unutmak istediği ve çözmek için mücadele ettiği tüm sorunları tam bitirme arifesinde iken bu defa çocuğunu elinde alma çabasına girildiğini görüyor.

İnsan çocuğuna nasıl kıyar ki?

Emek veriyor bir insan çocuğu gibi gördüğü işe çok ama çok emek veriyor. Önce emekliyor o çocuk sonra yavaş yavaş yürümeye başlıyor, tam koşup depar atacağı sırada ayağına çelme takıyorlar çocuğun ve düşürüyorlar.

İşim benim çocuğum ve o çocuğu kimsenin öldürmesine izin vermeyeceğim diye kendisine söz veren kadın nasıl yıllarını verdiği ekmek teknesini bırakacağına bir türlü anlam veremiyor. Yeni mücadeleler ve bitmeyen sözlere karşı dimdik nasıl ayakta kalabileceğinin planını yapmaya çalışan kadın sadece içi kan ağlarken insanlara zorla gülüyor hatta gülmeye çalışıyor. O kadın biliyor ki adeta bir Anka kuşu gibi küllerinden yeniden doğacak. O bu inançla yaşamını sürdürmeye kendisine söz veriyor. “

İş yaşamı kadın erkek fark etmez herkes için çok önemli. İşinizi çok sevmeniz emek ve ekmeğinize olan saygınız aslında.

Çok sevdiğiniz, emek verdiğiniz ve hayaller kurduğunuz işiniz yarınlarınızın aynası iken hırsları için o içinizdeki çocuğu adeta katledenlerin psikolojisini anlamak mümkün değil. Çalışmak ibadet ise bu ibadete neden müdahale ederler bunu kimse cevaplandırma zahmetine girmiyor.

Kendi küçük korku dağlarını yaratıp insanların duygularını her fırsatta sömürenler, kendi hatalarını örtbas etmek için canım dediklerinin canını çıkartanların ta kendileri değil mi?

Bir bırakmıyorlar ki insanca yaşamın tadına varılsın, bir müsaade etmiyorlar ki insan bir defa sevinsin mutlu olsun. İnançları, itikat ettikleri ve çok sevdikleri para ile kendisini efe gösterenlerin hesap günü ne yapacaklarını merak etmeden duramıyor insan.

Hikayede geçen kadın ve nice kadınlar bu ülkede ne kadar başarılı olursa olsun hep engellenmekte. Bunu yapanlar ise iş yapamayan kıçını koltuktan kaldırmayan erkek müsveddeleri.

Hikayede geçen kadının bir sözü varmış: “Bana iyilik yapanın Allah belasını versin” diye, sonradan buna şu sözü de eklemiş:

“YAŞAMA DAİR, GELECEĞE DAİR, EKMEK KAZANMAYA DAİR HEVES BIRAKMADILAR İNSANDA”

  • Related Posts

    HAYDİ GELDE YAZMA BU İKİ YÜZLÜLERİ

    Erdoğan PAÇİN/MUHABİRİZ.COM – Mahalle yanarken birilerinin saç taraması bazıları için normal olabilir ama, günümüzde insanı insan yapan özellikler onur, haysiyet, şeref ve omurgalı olmaktır. TDK’ya göre ikiyüzlülük: “özü sözü bir…

    Gerçek gazeteciler hala var!

    Erdoğan PAÇİN Cep Telefonu, Tencere, tava, televizyon, otomobil, çarşaf ve daha neler neler… Gazetelerin verdiği promosyonları günlerce kupon biriktirip teslim almak için saatlerce kuyruk bekleyen ve o gazeteleri övgüleriyle yere…