Erdoğan PAÇİN/mudanyamuhabiriz
Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç arazi satışları konusunda yapılan tartışmalara son noktayı koydu.
mudanyamuhabiriz (ınstagram), www.muhabiriz.com haber sitesi imtiyaz sahibi Erdoğan Paçin’in sorularını yanıtladı. Dalgıç, Erdoğan Paçin’in:
“Geçen meclis toplantısında meydana gelen tartışmada tehdit edildiniz. Bu süreç içerisinde bazı vatandaşların da şöyle bir tepkisi var bugüne kadar bu araziler kullanıldı, kanun yoluyla ve meclis yoluyla belediyeye geçti, peki diğer vatandaşların buraları kullanma hakkı yok mu? Bizlerde buraları uzun yıllar kullansaydık ve belediye daha sonra buraları alıp satsaydı. Bu anlamda aslında belediye geçmişe dair ecrimisil almalı diye tepki gösteriyorlar. Sizin bu konudaki düşünceniz nedir?” soruna şu cevabı verdi:
“Bu nereden baktığınıza bağlı kağıt üzerinde bunun bir haklılık payı var mı? Evet var şüphesiz, buradaki fiili durum öyle oluyor. Ben o günde söyledim belediye meclis toplantımızda bazıları uzun yıllar kullanılmamış, bazıları bireysel kullanımlara konu olmuş. Ama burada asıl mevzu şu ne olursa olsun ben teşekkür ediyorum, meclis toplantısından sonra, oradaki konuşmalardan sonra çok ciddi bir destek geldi insanlardan, bizi izleyenlerden. Bunun nedeninin de şu olduğunu düşünüyorum, samimi ve paylaşımcı bir siyaset yürüttüğünüzde ve insanlar sizi dinlediklerinde sizi anlıyorlar aslında insanlarımız bizim uzlaşmaya hazır. Ama bununla ilgili bir uzlaşma yapılamaz mıydı, öncesinde konuşulamaz mıydı diye eleştirenler vardı. Şimdi uzlaşmak için gerçekten uzlaşmaya hazır olmak lazım.
YİNE BENİ DİNLEMEDİNİZ DİYE SERZENİŞTE BULUNDUM
Ogün yine mecliste arkadaşlarımız kendi sloganlarını attılar, söylemlerini söylediler ve toplantıyı terk ettiler. Aslında onlar söyleyeceklerini daha önceden de söylemişlerdi. Uzlaşmak için karşılıklı konuşabilmek gerekir, bunun üzerinde tartışabilmek gerekir, oradan ortak bir noktaya varmak gerekir. Sadece birileri söyleyip öbürleri söyleyemezse söyleyeceğini o zaman sadece de kendimiz için doğru olanda uzlaşmaya kalktığımızda bunun adı uzlaşma olmuyor o zaman. Aslında bunun adı dayatma ve zorbalık diye de tarifleyebilirsiniz. Yani ya benim yolum, yahut ta hayır maalesef bizim kültürümüzde son zamanlarda yaygınlaşan bir davranış biçimi. Ama biz böyle insanlar değiliz. Ben toplantıyı ter ederlerken de dedim yine beni dinlemediniz diye bir serzenişte bulundum arkadaşlara. Çünkü amaç birbirimizi dinleyip sorunun çözümüne birlikte varmaktır. Tabi burada bireysel menfaat ile toplumun menfaatini de birbirinden ayırmak gerekir.
TAŞINMAZLAR BELEDİYEMİZE DEVİR EDİLMİŞ!
Ben anlıyorum o köylerdeki arkadaşlarımızı. Her ne kadar kullanmıyor olsalar da böyle bir irade geliştirdiler. Bunlar bizim köy tüzel kişiliğinden devir olan alanlardır. Biz bunları kullanmalıyız dediler ama yasa ile bu Mudanya Belediyesine devir edilmiş. Dolayısıyla o köy tüzel kişiliğinden aslında ilçenin tüzel kişiliğine devir edilmiş. Bunlar bir siyasi partiye, bir başkana özel veya Deniz Dalgıç’a devir edilmiş araziler değildir. Köy tüzel kişiliğinden Mudanya tüzel kişiliğine devir edilmiş. Aslına bakarsanız yasayı eleştirebiliriz bazı eleştirilecek yerleri vardır. Ama yasa ile şu yapılmış daha fazla insan bunlardan faydalansın bunlar bu ilçe için bu topraklar bu mülkler değerse daha çok insan bundan faydalansın. Başkaları da bunlardan faydalanıyor olabilmeli. Belediye olarak bizim görevimiz bütün Mudanyalıların bu arazilerden, bu mülklerden veya bu varlıktan diyelim ki bunlar bizim ortak varlığımız, bu varlıktan faydalanmasını sağlamaktır. Eğer bu iş birkaç kişiye ait olacak ise zaten tapuları onların üzerine çıkmış olurdu ve onlar bunları değerlendiriyor olurlardı. Bunlar ortak kullanım için bırakılan yerler olduğuna göre şimdi de ortak menfaat için kullanılmalıdır. Tabi ki buradaki kullanım şartı, şekli, ortak menfaate döndürülmesinin yıllar içinde değişiyor elbette. Vakti zamanında buradaki yaşam biçimi belli, şimdiki yaşam biçimi belli. Zamanında 15-20 bin kişilik bir ilçeyken Mudanya ve burada kentin yüzde 50’sinden fazlası kırsalda yaşarken şimdi Mudanyalının çok büyük bir kısmı kent merkezinde yaşıyor. O Mudanyalının da hakkı var o arazilerde. Hani bunları sadece köyün arazisi, bizim atalarımızın arazisi diyemeyiz. O atalar hepimizin ataları, bu topraklar hepimizin toprakları. Günü geldiğinde Anadolu bizim vatanımız bizim topraklarımız diyoruz bunlarda Anadolu’nun parçası. Konya Ovasıda bizim toprağımız, Mudanya’da ki Çayönü’nde ki tarlada bizim toprağımız. Rumeli’de bizim toprağımız. Biz gidip te Kıbrıs’taki topraklarımız için de oradaki soydaşlarımız için de yeri geldiğinde savaşmadık mı, kanımızı akıtmadık mı? Dolayısıyla buna böyle bakmak zorundayız daha büyük perspektiften geniş bakmak zorundayız.
KİMSENİN KİMSEYE MUDANYA’YI DAR ETME İMKANI YOK
Tek tek baktığımızda maalesef bireysel menfaate dönüşüyor iş biz buna karşıyız. Ortaklaşmaya, ortak olarak bu işle ilgili çözümleri bulmaya ve ortak faydaya her zaman açığız. ama dediğim gibi o gün yine dinlemeden maalesef tehditler savurarak gittiler. Ben onu çok önemsemiyorum, birçok insan bununla ilgili suç duyurusunda bulunmak efendim savcılık işlem yapması gerekir dediler bunula ilgili. Benim öyle bir beklentim yok. Bunu o anlık bir şey olduğunu düşünüyorum. Gerçekçi bir şey olduğunu da düşünmüyorum zaten hani kimsenin kimseye Mudanya’yı dar etme imkanı yok. Mudanya bizim hepimizin hepimiz Mudanya’yı ortaklaşa kullanmalıyız diye düşünüyorum.”


